TEMCİT PİLAVI Ramazan'a ait bir deyimdir. Bir olay ya da durumun tekrar tekrar gündeme gelmesi için kullanılmakla beraber iftardan kalıp sahurda tekrar ısıtılarak sofraya gelen pilavın adıdır.
TEMCİT PİLAVI Ramazan'a ait bir deyimdir. Bir olay ya da durumun tekrar tekrar gündeme gelmesi için kullanılmakla beraber iftardan kalıp sahurda tekrar ısıtılarak sofraya gelen pilavın adıdır.
"EKMEKLERİ YOKSA PASTA YESİNLER"
Bu söz, tarih boyunca söylenmiş en büyük yalanlardan biridir.
Marie Antoinette tarafından söylenmemiştir. Cümle ilk kez, Jean-Jacques Rousseau’nun 1765-1767 yılları arasında yazdığı İtiraflar (Les Confessions) adlı kitabında geçer.
Ve yine farklı bir güllaç. Yine süt kullanılmadan yapılıyor ve lezzetli. Yapanlara afiyet olsun dileklerimle
kuzubudu.com/gullac-palud...
Salı sallanır, D'li hallenir, Kitapçıdan alınır, İnternetten yollanır!....
Dergi fırına verildi. Salı günü pastanenizden isteyebilirsiniz.
Hem de çok yenirdi 90'lara kadar
Siz şu andaki sucuklardan söz ediyorsunuz. Ben 90 öncekilerden
Bir zamanlar iftar sofralarının ana elemanlarından biri olan çiğ sucuk artık bu sofralarında pek gözükmüyor. Bunun iki sebebi var:
1 - Artık sucuğun kurumasına imkan verilmiyor çünkü yaş sucuk tartıda daha ağır çekiyor
2 - Sitrik asit sucuğun tadını ekşitip, lezzetten alınan keyfe limon sıkıyor
Olden Golden Days. Hatırlayınca insan mutlu olduğu zamanlarım da olduğunun farkına varıyor :)
Size yakıştıramadım. Bir efsaneyi aşağılamaktasınız
Yazık değil mi o muhteşem yemeğe böyle basit bir ad
Adını söyleyene kadar açlıktan ölebilir insan
:)
Olabilesi var
Susurluk tostunun olmazsa olmazı Mihaliç peyniridir. Mihaliç, Bursa Karacabey'in Osmanlıdaki adıdır. Mihaliç peynirinin orijini 250 - 250 yıl kadar önce oraya yerleşen Arnavutlara dayanmaktadır.
Diyelim ki "menemen"i siz icat ettiniz ve bir isim koymaya niyetlendiniz. Hangi ismi koyardınız?
Sultan Sosu en sağlıklı Doğu malzemeleri ve aromatik otların kullanıldığı tamamen yeni bir karışımdır
Hem iştah açıcı hem besleyici olan bu sos, her türlü soğuk et, kıyma, güveç, pirzola, biftek tavuk ve özellikle salatalara yakışır. Az bir miktar yemeklerin hepsine muhteşem bir lezzet katmaya yeter
Avrupa dillerinde hurma ile daktilo aynı kökenden gelirler.
Antik Yunanlılar, hurma meyvesinin uzun ve silindirik şeklini insan parmağına benzettikleri için ona "daktylos" adını vermiştir.
Kelime, dilde değişim yaşayarak, Fransızca ve İngilizceye "date" olarak geçmiştir.
Yes, kalori :)
Güllacın sütle hiç bir ilişkisi olmadan mükemmel lezzete eriştiği başka tarifler de var. İşte bunlardan biri;
kuzubudu.com/kizartma-gul...
"Ramazan bereketli aydır ama duvardan giden kılıca sor demişler"
Saygın aileler, ekonomik olarak zor durumda iseler, durumları belli olmasın diye, Ramazan öncesinde, ellerindeki antika eşyaları Sandal Bedesteninde satarlar ve Ramazan sofraları için gerekli malzemeleri alırlardı.
Bu kış köfteyi bir kere de soğan yerine pırasa ile yapmayı deneyin. Pişman olmayacaksınız
1830’larda Amerikalı doktor John Cook Bennett, domatesin (ve domates ketçabının) hazımsızlık, ishal, safra problemleri üzerinde tedavi edici etkisi olduğunu iddia etmiş ve bu iddialara dayanılarak domates ketçabı hapları ve ketçap özü “patent medicine” (patentli ilaç) olarak satılmış.
Roma'da gladyatör dövüşlerinde en fazla tüketilen çerezlerden biri de kavrulmuş nohuttu. Roma'da nohut (cicer), mercimek (lens) ve bezelye (piso) gibi baklagillerin isimleri soylu aile adlarına (Lentulus, Piso, Cicero) dönüşmüştür. Bu, Roma'nın tarım temelli bir toplum olduğunun en net kanıtıdır.
Bottarga eskiden havyardan daha pahalıya satılırmış. Evliya Çelebi Anatolkoz'da hazırlananların 4,5 gramının 1 altına satıldığını söyler. Çelebi abartısıyla ünlü olmasına rağmen İstanbul Balıkhanesi müdürü Karekin Deveciyan da kefal yumurtasının siyah havyardan daha kıymetli olduğunu belirtmiştir.
Su kabağı haricindeki kabaklar Amerikan kökenlidir.
Bununla beraber bazı kabak türleri Eski Dünya'da geliştirilmiştir. Örneğin botanikçi Petrus Forskal (1732-1763) kitabında Sakız kabağının ilk olarak İstanbul'da kültüre alındığı belirtmiştir.
Mary Işın - Osmanlı Mutfak Sözlüğü
Bugün koyun, dana gibi kasap hayvanlarının kemiklerinden elde edilen jelatin, Osmanlı döneminde, genellikle balıklardan elde edilirdi. Dönemde hayvanlardan elde edilen jelatin ağır kokarken, özellikle Mersin balığının hava kesesinden elde edilen jelatin, kokusuz ve berrak olduğu için çok muteberdi.
Demirhindi, anlamlı gözükmesine rağmen uydurma bir sözcüktür. Osmanlı şerbetlerinin en lezzetlilerinden olan demirhindinin adı Arapça tamr hindī تمر هندي “Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind” deyiminden alıntıdır. Bitki isminin ne demir ne de hindi ile ilişkisi vardır.
Balıkların Karadeniz'den Akdeniz'e göçlerine "KATAVASYA",
Akdeniz'den Karadeniz'e göçlerine ise "ANAVASYA"
denir. Kelimeler Rumca kökenlidir. Katavasya "aşağı iniş", anavasya ise "yukarı çıkış" anlamındadır.
Simit mayası eskiden ıhlamur çiçeklerinin suya bırakılmasından elde edilen mayayla mayalanırmış. Bugün bunu uygulayan bir simitçi olsa, eminim "acaba bunun tadı nasıl oluyor?" merakından en az 1 milyon simit satılır.