Silikon vadisinde birileri hızı pazarladı, herkes de aldı. Hız artıkça satıhta kalma eğrisi de arşa çıktı.
Silikon vadisinde birileri hızı pazarladı, herkes de aldı. Hız artıkça satıhta kalma eğrisi de arşa çıktı.
Ne güzel kelimeymiş, günlenme.
"Jeolojide 'günlenme' kayaçların ve minerallerin atmosferik koşulların etkisiyle yüzeyde ve yüzeye yakın alanlarda fiziksel ve kimyasal değişime uğraması sürecini ifade eder. Toprak oluşumu ve doğadaki taşların ayrışarak yeni şekiller kazanmasında temel rol oynar."
1 Ekim Çarşamba günü Haliç Kongre Merkezi C11 numaralı salonda 16.20’de başlayacak oturum, herkese açık ve ücretsiz olacak.
MARUF25 kapsamında düzenlenen Kütüphane Konuşmalarında “Sahada: Cumhuriyetin Harcında Bilim ve Kadınlar” ele alınacak.
Kitabın editörü Müsemma Sabancıoğlu, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren kadınlar tarafından yapılan bilimsel saha çalışmalarının önemini anlatacak.
#MARUF25 #BilimAkademisi
"Sahada," Pandora kitabevinde satışta. www.pandora.com.tr/kitap/sahada...
Dokundu bu dediği annemin, çünkü arka planda, şu anda bir yerlerde ormanlara dümdüz giriliyor! Kanuna baktım annem haklı, mülk sahibinin epey belgeyle başvurması gerekiyor orman işletmelerine. Çam da kanuna göre: "asli orman emvali" olarak görülüyormuş, annem bunu bize "değerli" olarak çevirdi.
Komşunun bahçesindeki dev çam ağacı kurumuş, "Onu kesmek de dert şimdi" diye konuşurken, ormancı köyünde büyümüş annem, "Onu bahçe sahibi kesemez, orman işletmesi yapar zaten, çam değerlidir." dedi.
"Yapay zekâya mı yazdırıldı bu metinler?" sorusuna, "Emin değilim ama organik olmalı o metinler, ai gibi görünüyorsa yeniden ele almalı." dedim az evvel. Organik kelimesi buraya da girmiş, yerini bulmuş oldu.
Eskiz mobilyaların diğerleri burada: www.jinilpark.com
Jinil Park'ın, rahat görünmeyen ama çok güzel olan sandalyeleri, masaları, tasarımları: www.jinilpark.com/work/drawing...
Işıl epey oldu kitap çıkalı, sana mutlaka ulaşmalıydı bu kitap, çok seversin çünkü.
"Sahada," Pandora kitabevinde satışta. www.pandora.com.tr/kitap/sahada...
En güzel hayat bu hayat.
İstanbul'da hiçbir mekâna alışmaya gelmiyor. Ya masa sandalye değişiyor, ya sahibi ya da zaten kapanıp dönerci oluyor orası.
Yaşlar 14-15 gibi, otobüste yanımda oturuyorlar.
-Karadeniz nasıl bir yer?
-Tam bir ikizler burcu bölgesi, böyle düşün.
(Güldüm, devamı da astrolojik geldi).
Otuz kadar baş aynı anda geri dönüp bu adama baktı şaşkınlıkla. O, aynı anda geri dönüp bakış çok komik, adam haklı, vapur Eyüp, Beykoz daha gelmemiş. Adam halinden memnun gülüyor. Gerideyim tüm bunları seyredip ben de gülüyorum duruma ve ben de farkında değilim Eyüp'e gideceğimin.
Beşiktaş 18.10 vapuru Beykoz'a çıkıyor, yolcusu belli. Yoğun olan iskelede motorlar için sürekli anons var. Saat geldi, anons yapıldı, sürgülü demir açıldı, yolcular motora yürüdü telaşla. Bir adam, biraz bekledi, duruma baktı ve şunu dedi: "Beykozlular! Eyüp'e gidersiniz yalnız ona binerseniz!"
"Ayının kırk hikâyesi de ahlat üstünedir."
Ya bu çok doğru (ve komik).
Çabalıyor, heyecanla bekliyorum.
Yuvalarımız, makul bir öneri, yalnız lüfer nerden çıktı?
"Socrates"e ne güzel sporlu yazılar yazmışım, yıllar sonra okudum. @socratesdergi.com
www.socratesdergi.com/yazar-ve-yor...
"Oğul ejderyalar geçti, Kâbe'ye doğru gittiler"
(1950'lerin ortası, İstanbul'un üstünden meteoroloji uçakları, arkalarında iz bırakarak geçiyor. Bunu diyen 1894 doğumlu bir kadın.)
"Ülkü," Şubat 1944 sayısında.
Resmin güzelliği <3
"I don't give a damn what happens to the people. My job is to increase production as rapidly as possible."
Turkey's Agrarian Revolution and the Problem of Urbanization, Richard D. Robinson, The Public Opinion Quarterly, Vol. 22, No. 3, Special Issue (Autumn, 1958), p.406.
"American administrators have largely ignored the noneconomic processes that US aid has helped set in motion in Turkey. In 1949, one of our agricultural advisors in Ankara, when questioned about the social impact of the farm mechanization program, thumped the table and said..."
İyelik eki almış birinci çoğul kişilerden gına geldi ya. Kimse kimsenin hiçbir şeyi olmuyor, hele hele "gençlerimiz" en az "kadınlarımız" kadar asap bozuyor.
Motorların büfeleri.