İç sesim: “Sen bu günü de pas geç.”
İç sesim: “Sen bu günü de pas geç.”
Artık plan yapmıyorum, spontane saçmalıklar daha gerçek.
Alarm çaldı ama saygı duymadım.
Ruh halim: uçak modundayım ama hâlâ mesaj bekliyorum.
Kendimle barıştım ama sonra yine küstüm.
Uyandım ama güncelleme yapılmadan devam edemiyorum.
Ruh halim: sessize alınmış çalar saat.
Kendime kahve ısmarladım, bir ilişkiye bu kadar hazırım.
Bugün de geleceğe umutla değil, uykuyla baktım.
Hayat kısa, internet yavaş.
Yetişkin olmak demek, canın pizza isteyince alacak paran olması ama mide asidinin izin vermemesi demekmiş.
Çocukken öğlen uykusuna zorla yatırılıyorduk. Şimdi biri dese, üstüme battaniye çekip ağlarım mutluluktan.
Spor salonuna yazıldım… spor salonuna yazıldım. Nokta.
Kendimi kaybettim, bulan varsa mesaj atsın.
Sabah erken kalktım, kendimle gurur duydum… sonra geri yattım.
“Sen değiştin” diyorlar, hayır hâlâ çökmekteyim.
“Bazen sadece boş boş bakmak istiyorum. İş görüşmesi değilse sorun yok.”
“Hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum. Nasıl oluyor bu?”